Pazartesi, Haziran 21

Kılıçdaroğlu: Telefonlarımın dinlendiğini, takip edildiğimi biliyorum

Telefonlarının dinlendiğini, takip edildiğini söyleyen CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, “Ciddi bir tehdit var. Bu bizi korkutmaz. CHP’de bir tane Kemal Kılıçdaroğlu yok ki, binlerce, on binlerce Kemal Kılıçdaroğlu var. Aynı şekilde genel başkanlık yapacak, Türkiye’nin bağımsızlığı için mücadele edecek, on binlerce kişi var bu ülkede” diye konuştu.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, parti genel merkezinde, internet gazetesi T24’ün canlı yayınına katılarak gazeteci Murat Sabuncu‘nun sorularını yanıtladı. 

Partisine karşı yapılan eleştirilerin, açılan tazminat davalarının yanı sıra suç örgütü lideri Alaattin Çakıcı‘dan tehditler geldiğinin belirtilmesi ve ‘Bunun ardı arkası kesilmiyor. Bu durumu neye bağlıyorsunuz?’ sorusu üzerine Kılıçdaroğlu, eğitim, dış politika, ekonomi, toplumsal barış alanlarında çok sorunlu bir süreç yaşandığını, her alanda giderek derinleşen sorunlar bulunduğunu söyledi. 

Ülkenin bu sorunlardan nasıl kurtulacağını defalarca söylediklerini, öneriler getirdiklerini anımsatan Kılıçdaroğlu, ancak bunların görmezden gelindiğini ifade etti. Bunun üzerine eleştirileri dile getirdiklerini anlatan Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: 

“Eleştiriye tahammül edemeyen bir iktidarla karşı karşıyayız. Eleştirdiğimiz için tehditler geliyor, ‘dokunulmazlıklarını kaldıracağız’ diyorlar, ‘Kılıçdaroğlu’nun söylediği her şey yalan yalan yalan…’ Hangisi yalan? Mesela ben, ‘Tank Palet Farikasını bir kuruş alamadan bedavaya Katar ordusuna verdiniz’ dedim. Çıkıp desinler ki, ‘Bedava değil, ihale yaptık, şu ülkeler girdi, şu kazandı, şu kadar ihale bedeliyle bunu verdik.’ Var mı, yok öyle bir şey. O zaman neresi yanlış bunun. Tahammül edemedikleri için baskı kuruyorlar, tehdit ediyorlar. Bir siyasi iktidar bu pozisyona düşmüşse artık o ülkeyi yönetemez. Eleştiriye tahammülü kalmamışsa, artık o ülkeyi yönetemez.” 

Kılıçdaroğlu, ‘ölüm tehditleri geldiğinin, bazı gazetelerde köşe yazarlarının kendisiyle ilgili ölüm senaryolarına yer verdiğinin’ hatırlatılması üzerine şunları söyledi:

“Telefonlarımın dinlendiğini, takip edildiğimi gayet iyi biliyorum. Korumalar var. Ama ciddi bir tehdit var. Bu bizi korkutmaz. CHP’de bir tane Kemal Kılıçdaroğlu yok ki, binlerce, on binlerce Kemal Kılıçdaroğlu var. Aynı şekilde genel başkanlık yapacak, bizim söylediklerimizi tekrarlayacak, Türkiye’nin bağımsızlığı, özgürlüğü için mücadele edecek, on binlerce kişi var bu ülkede. Onlar çok dar düşünüyorlar, sanıyorlar ki bir kişiyi ortadan kaldırdıklarında sorunlar çözülür. Çözülmez, tam tersine Türkiye kaos sürecine girer. Biz her şeye rağmen bildiğimiz, inandığımız yoldan kararlılıkla yürümeye devam edeceğiz. Eğer verdiğiniz mücadelede ülkenin çıkarı varsa kişilerin hayatı çok önemli değildir, bizim hayatımız çok önemli değildir. Önemli olan bu ülkede herkesin huzur içinde yaşaması, demokrasi için mücadele etmesidir.” 

Kılıçdaroğlu, “Avrupa Konseyi, Demirtaş ve Kavala ile ilgili Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararına uymadığı için Türkiye’yi bir kez daha uyardı. Ama bir taraftan da hukuk reformu yapılacağı söyleniyor. Bunu nasıl değerlendirirsiniz?” sorusu üzerine, AİHM’in kararına uyulmazsa yargıya güvenin kalmayacağını savundu.

Türkiye’de bırakın AİHM kararını, Anayasa Mahkemesi kararının bile en alttaki mahkemece uygulamadığının altını çizen Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti: 

“Bu, ‘Ben gücümü hukuktan değil, saraydan alıyorum, ben gücümü ileride beni terfi ettirecek kişiden alıyorum.’ demek. Ne oluyor, sonra Yargıtay üyesi oluyor. Bakın şimdi de birisi gelecek İrfan Fidan, Anayasa Mahkemesi üyesi olacak. En büyük intihalcilerden birisidir İrfan Fidan. İddianamesini motomot bir bilim insanının kitabından aynen almış, altına dipnot bile yazmıyor veya izin alır… Siz bunu ne yaptınız? Yargıtay üyesi yaptınız. İntihal suç. Kimin için suç, arkasında güçlü bir siyasi otorite yoksa onun için suç, gücünü siyasi otoriteden alıyorsa onun için suç kavramı diye bir kavram yok. O siyasi otoriteye uyduğu sürece sürekli terfi eder ve yükselir. Avrupa bunu görüyor. AİHM kararına uymuyorsanız bunun bir yaptırımı vardır.” 

Avrupa’daki belli kurumların aldığı kararların eleştirilebileceğini, aslında o kararlara yol açan uygulamaları kimin yaptığının önemli olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, “Türkiye’de adalet gerçekten yok” ifadesini kullandı.

Kılıçdaroğlu, Ankara ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcıları’nın Yargıtay üyesi yapılmasıyla ilgili soruya, “Şu anda Yargıtay’da görev yapıp, seçimlerde AK Parti’ye oy veren ama vicdan sahibi olan hakimlerin büyük kısmı rahatsız. Çünkü, ‘Tamam adalet ama bizde de bir vicdan, ahlak var, yargı bu kadar yıpratılmaz, çürütülmez’ diyorlar. Kalktınız yargıyı perişan ettiniz. Bu son atamalardan müthiş bir rahatsızlık var, vicdan sahibi olan bunu görüyor” yanıtını verdi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan‘ın dün kendisi hakkında açtığı tazminat davasını da bir soru üzerine değerlendiren Kılıçdaroğlu, şu görüşleri dile getirdi:

“Erdoğan’ın açtığı tazminat davalarının benim aleyhime sonuçlanması için seyyar hakimler var. Bu davalar nereye düşüyorsa o davaların hakimleri değişiyor, daha önce benim aleyhimde karar veren hakimler oraya atanıyorlar. Böyle seyyar hakimler dönemi başladı. Bunlar hiç önemli değil, ben bu davaları kazanırım. En son aleyhime verilen bir davayı AİHM’den kazandım, 13 bin euro Hazine bana ödeyecek. Ama beni üzen, niye Hazine bana 13 bin euro ödemek zorunda kalıyor, neden? Benim söylediğimin neresi yanlış? Tank paleti bedava mı verdin, bedava verdin, orduya FETÖ ile kumpas kurdun mu kurdun, neresi yalan? Kozmik odayı kim açtı, ben mi açtım, sen talimat verdin, neresi yanlış? O zaman hangi tazminatı açıyorsun?  Kanun çıkardılar, Yargıtay’a FETÖ’cüleri atadılar, ben o dönem o kanun çıktığında ‘Yargıtaya 160 militan atadınız’ dedim, bunun neresi yalan? Tazminat davası açma sebebi şu, seyyar mahkemelerde mahkum ettirirsem vatandaş ‘Kılıçdaroğlu doğruları söylemedi.’ diyecek. Ama o vatandaş artık bu ülkede adaletin olmadığını biliyor. Söylediğim her şey kelimesi kelimesine doğru.” 

CHP Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır‘ın, Tank Palet Farikası ve orduyla ilgili sözleri üzerine başlayan tartışmaların hatırlatılmasına karşılık Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

“Yani olay bitti aslında. Çünkü kastettiği Tank Palet Fabrikası’nın satılmasıydı, affedersin bedava verilmesiydi. Tartışılması gereken konu hiç tartışılmadı. Şunu sorabilirlerdi Tank Palet Fabrikasını Katar’a niye veriyoruz? Ethem Sancak’ın Tank Palet Fabrikası ile ne ilgisi var? 2018’de açıklama yaptı, ‘2018’de ilk tankımız olacak’ diye, kim, savunma sanayinin başında olan kişi söylüyor. 2020’deyiz ortada tank var mı? Tank yok. Tank Palet Fabrikasının Katar ordusuna peşkeş çekilmesini ben vatana ihanet olarak görürüm. Bana çıkıp ister Erdoğan ister onu sözcüsü ister AK Parti’den herhangi bir yetkili çıkıp desin ki örneğin şu ülkede de 1 tank fabrikası şu orduya verilmiştir. Bana bir örnek versinler. Bunun dünyada bir örneği yok. Niye biz bu fabrikayı veriyoruz. Buna asıl karşı çıkması gereken bu dönemin Genelkurmay Başkanı’dır. Asıl karşı çıkması gereken. Kimse korkudan konuşamıyor, kimse, kim konuşuyor, biz konuşuyoruz. Kimin adına konuşuyoruz? Türkiye Cumhuriyeti’nin çıkarları adına konuşuyoruz. Eğer bu ülkede ensesini vurup Tank Palet Fabrikası’nı ellerinden alıp Katar ordusuna peşkeş çekiyorlar ve buna kimse ses çıkarmıyorsa, ses çıkarmayanların tamamı ülkelerini sevmeyen insanlardır. İtiraz edeceksin, hayır diyeceksin, bu olmaz diyeceksin.”

CHP lideri, jeopolitik ve stratejik olarak bakıldığında Türkiye’nin ordusunun çok güçlü olması gerektiğini vurgulayarak, şunları söyledi:

“Bu orduya kumpas kurup darmadağın ettiler mi, ettiler. Eden adam nerede, sarayda oturuyor. Ellerindeki Tank Palet Fabrikası alındı mı, alındı. Alıp Katar’a veren kim, sarayda oturuyor. Sarayda oturan diyor ki ben orduyu seviyorum, siz orduya ihanet ettiniz. Orduya ihanet eden sensin kardeşim, sen yaptın orduya ihaneti. Generalleri, paşaları aldın, bir ordunun Genelkurmay Başkanı’nı aldılar hapse attılar. Kimin sesi çıktı, kim ‘Bu yanlıştır.’ dedi? Devletin tüm sırlarına vakıf olan bir kişiyi aldınız, içeri attınız. Ben kendisini, 30 Ağustos Zafer Bayramı’nda gidip ziyaret ettim. Korkularından bile gidemiyorlardı. Bu iş sıradan bir iş değildir. Türkiye’nin tank üretmemesi için her şeyi yapıyorlar. Türkiye’nin güçlenmemesi için her şeyi yapıyorlar. Hani Katar tank üretse, tank fabrikaları olsa, Güney Kore gibi, Almanya gibi motor üretse falan, dersiniz ki ya tabii gelsin yapsın, motor üretecek vesaire falan dersiniz. Katar’da tankın ‘t’si yok. Sonra siz bunu nasıl kalkar verirsiniz? Olay gerçekten bir Katar olayı değil, bir Katar sevdası var. Benim itiraz ettiğim o.”

CHP’li Başarır’ın ‘Ordu Katar’a satıldı’ sözlerine Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Güler‘in açıklamaları ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ve beraberindeki iş insanlarının TSK’yı ziyaret ettiğinin anımsatılması üzerine Kılıçdaroğlu, partisinin milletvekillerinden ‘Genelkurmay Başkanlığı ve Diyanet İşleri Başkanlığı’ hakkında politik söylemlerde bulunulmamasını istediklerini aktardı. 

“Bu süreçte Hulusi Akar konuştu, konuşabilir çünkü Akar, eski asker. Artık siyasetçi, konuşur, düşüncelerini söyler ama Genelkurmay Başkanı’nın bu konuda konuşması doğru değildir. Sıcak siyasetin ortasına atlaması doğru değildir, yanlıştır. Ama birilerinin baskısıyla onu söylediyse, o çok daha büyük bir ayıptır. Kaldı ki orada tashih edilmiş, ifade düzeltilmiş, her şey var, Hulusi Akar konuşmuş, Milli Savunma Bakanlığı açıklama yapmış. Neden böyle bir konuşmaya ihtiyaç duyuyor? TOBB Başkanı zaten talimat verilmiştir, oraya gitmiştir. Yani TOBB Başkanı’nın kendi iradesi yoktur ki… TOBB Başkanı’na, ‘Yassıada’ya git, şu kadar yatırım yap’ dediler, yapıldı. Ne oldu? O kadar ölü yatırım orada duruyor. TOBB Başkanı’na sormak lazım, ‘esnaf zorda değil mi, bir kuruş esnaf için ayırdı mı? Sırtını saraya dayayıp istikbal bekleyen kimse olmamalı. Sırtını saraya dayayanları tarih asla affetmeyecektir. Kendi bulundukları kurumlara ihanet edenleri de tarih affetmeyecektir.”

Tank Paleti Fabrikası’nın satılmasına herkesin itiraz etmesi gerektiğinin altını çizen Kılıçdaroğlu, “Amerika’da küçük bir koy ya da küçük bir liman Katar veya Suudlar almıştı ihaleyle. Amerika’da kıyamet koptu ve vazgeçtiler. Ya biz onlar kadar bile milliyetçi değiliz, hangi milliyetçilik. Yerli, hangi yerli? Yerli ama gayri milli bir ittifakla karşı karşıyayız” diye konuştu. 

Millet İttifakı’na yeni partilerin katılıp kalmayacağı ya da ‘Demokrasi İttifakı’ olup olmayacağı sorusu üzerine Kılıçdaroğlu, Millet İttifakı’nın ana söyleminin demokrasi, insan hakları, basın özgürlüğü, bağımsız yargı olduğunu söyledi. 

Bu arayışta yeni bir tablo çıkarsa siyasetin de kendisini buna göre konumlandıracağına dikkati çeken  Kılıçdaroğlu, “Pozisyon böyle devam ederse, elbette ki demokrasi isteyenler bir araya geleceklerdir. Ben buna inanıyorum. Önümüzdeki seçimleri bir parti seçimi olarak görmüyorum yani CHP’nin, İYİ Parti’nin, HDP’nin, Saadet Partisi’nin, AK Parti’nin, Milliyetçi Hareket Partisi’nin seçimi olarak görmüyorum. Önümüzdeki seçimler demokrasiden yana olanlar ile otoriter rejimden yana olanların seçimi aslında. Bu kadar açık bu kadar net” açıklamasını yaptı. 

Demokrasi isteyenlerin, ‘güçlendirilmiş parlamenter rejim’ söyleminin bulunduğuna işaret eden Kılıçdaroğlu, eskiyi değil tam tersine yeni bir anayasayla parlamentosu, demokrasisi, denetim organları güçlendirilmiş, yasama, yargı ve yürütmenin sağlıklı zeminde işlediği, liyakat sistemin tümüyle devlet yapısı içinde egemen olduğu bir rejimi savunduklarını dile getirdi.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

“Önümüzdeki süreç için bugünden bir araya gelmek çok erken. Önce partilerin kurultaylarını yapmaları, yeni yönetim organlarını seçmeleri ve ondan sonra da toplumun önüne çıkmaları gerekiyor. Ve bu süreç şu an devam ediyor. Ama şöyle söyleyebilirim; söylemde güçlendirilmiş parlamenter sistem üzerine bir ortaklaşma var. Var olan ucube sistemin, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin Türkiye’yi felakete götürdüğünü zaten vatandaşlar da kabul ediyorlar. Böyle bir tablodalar. Dolayısıyla önümüzdeki süreci umutsuzluk değil tam tersine Türkiye’nin aydınlığa çıkabileceği, demokrasiden yana olan siyasi partilerin bir araya gelip Türkiye’ye gerçek anlamda demokrasiyi getirmek için çaba harcayacaklarını inanıyorum. Çok partili düzen dediğimiz süreç içinde, belki tarihimizde ilk kez vesayetin tamamen dışında, bir vesayet olmaksızın siyasi partiler, Türkiye Cumhuriyeti Devleti için sağlıklı tutarlı bir anayasa yapacaklar, ben buna inanıyorum.” 

2018’de CHP, İYİ Parti, HDP ve Saadet Partisi’nin ortak anayasa çalışması yaptığına ilişkin iddia ile ‘Anayasanın ilk dört maddesine’ ilişkin görüşlerinin sorulmasına Kılıçdaroğlu, “İlk dört maddenin değiştirilmesi gerektiğini söyleyen AK Parti milletvekili. Bu cümleyi, Türkiye Büyük Millet Meclisi kürsüsünden, Anayasa değişikliklerinin yapıldığı tartışmalarda söyledi” karşılığını verdi.

O dönem MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli‘den “Anayasa değişikliğine destek vermemesini” istediğini aktaran Kılıçdaroğlu, “Bizim, ilk 4 maddenin değiştirilmesi, çıkarılması gibi düşüncemiz hiç olmadı. Ama değiştirilmesini öneren kişilerin AK Parti’li olduğunu gayet iyi biliyorum” dedi.

Anayasa Uzlaşma Komisyonu’nun kurulduğu dönemde çalışmalara katıldıklarını, ayrı çalışmalar da yürüttüklerini anlatan Kılıçdaroğlu, “Millet İttifakı olduktan sonra bir anayasa değişikliği çalışması hiç olmadı” ifadesini kullandı.

Türkiye Sosyal Ekonomik Siyasal Araştırmalar Vakfı’nın (TÜSES) çalışmalarına da katıldıklarını belirten Kemal Kılıçdaroğlu, “Bir bardak suda fırtına diyeceğim bir bardak suda fırtına bile yok. Çünkü bir yalan üzerine bir yalan rüzgarı üzerine söylemler… Yok öyle bir şey. Olmayan bir şey tartışılıyor, gerçekten de büyük bir hayretle izliyorum, bir şey yok ortada. Oturdunuz efendim Anayasa yaptığınız ya yok öyle bir Anayasaya yok” diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, ‘Kürt Partisi’ kurulmasına ilişkin açıklamasının hatırlatılması üzerine, “Bize gelen bilgi şöyle; iktidar HDP’yi kendi yanına çekemeyince acaba ikinci bir parti kurup HDP’yi parçalayabilir miyiz arayışı içinde. Bununla ilgili olarak da İmralı’yla acaba görüşme yapabilir miyiz, onları ikna edebilir miyiz, ikinci bir Kürt Partisi kurma ve onları parçalama yönünde bu tür bilgiler geldi” değerlendirmesini yaptı.

Bu konuda sonuç alınır mı bilemediklerini dile getiren Kılıçdaroğlu, Selahattin Demirtaş‘ın özellikle içeride tutulma gerekçelerinden birisinin de bu olduğunun ifade edildiğini öne sürdü. 

Kılıçdaroğlu, yeni partiler kurulacağına ilişkin açıklamalarının hatırlatılması üzerine, Millet İttifakı’nın parçalanmasını sağlamanın Cumhur İttifakı‘nın temel hedeflerinden biri olduğunu savundu. 

CHP lideri Kılıçdaroğlu, koronovirüs salgınına karşı Çin’den gelen aşıyı yaptırıp yaptırmayacağına yönelik soruya şu yanıtı verdi:

Kılıçdaroğlu, pandemi sürecinin sağlık ve ekonomi yönünde yönetemediğini savunarak, bütün esnafların, hizmet ve turizm sektörünün zor durumda olduğunu söyledi.

Bu konuda alınan önlemleri de eleştiren Kılıçdaroğlu, “Sosyal devlet aslında düşük gelirli yanında olan devlet demektir. Gelir dağılımını dengeleyen devlet demektir. Sosyal devlet hiç kimsenin aç ve açıkta kalmadığı ve bunu sağlayan devlet demektir. Anayasamızın ilk dört maddesinde değiştirilmesi dahi teklif edilemeyen maddelerinden birisi ‘Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bir sosyal devlet olduğu vurgusudur. Şu anda Türkiye bir sosyal devlet olmaktan çıkmış vaziyette. Pandemi sürecinin getirdiği en büyük tehlike gelir dağılımındaki dengesizliğin büyümesidir. Fakirler daha fakir oldu, gelirleri çok daha düştü. Gelirleri fazla olanların ise gelirleri çok arttı” diye konuştu. 

Anket sonuçlarında CHP’nin yüzde 25’in çok üzerine çıkamadığı belirterek, buna ilişkin değerlendirmeleri sorulan Kılıçdaroğlu, bugün için bu anketlerin çok fazla bir şey vermeyeceğini söyledi. Kararsızların seçimlere doğru daha fazla olabileceğini aktaran Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ben seçimlere yakın bir süreç içinde, asıl, net pozisyonun o süreçte ortaya çıkacağına inanıyorum. Bakın önümüzdeki günlerde göreceksiniz veya aylarda göreceksiniz, ‘CHP’nin oyu yüzde 15’e düştü’ diye, onlar da olacak. ‘CHP’den herkese istifa ediyor, CHP’nin üye sayısında azalma var’ bunlarda olacak. Bunları söyletecekler, ben bunu gayet iyi biliyorum. Bizim üye sayımız hiç düşmedi, tam tersine gençlerden çok fazla talep var. Üstelik biz internet üzerinden girip partiye herkes üye olabiliyor. Herhangi bir sorunumuz da yok.”

Kayseri’de muhtarlarla bir toplantı yaptığını ve orada bir muhtarın medya önünde CHP’yi eleştirdiğini anlatan Kılıçdaroğlu, “Bir partinin davet ettiği bir toplantıda o partinin medyanın önünde eleştirilmesini saygı ile karşılayan tek parti var biziz. Çünkü biz demokrasi istiyoruz. O kişi de o kürsüye çıktığı zaman özgüvenle CHP’ye eleştirdi. Şimdi bu aslında normalde her siyasi parti olması gereken bir şey ama bizim dışımızda yoktu. Bunun olması lazım” ifadesini kullandı.​​​​​​​

Sputnik’ten anlık bildirim almak için kaydolabilirsiniz

kaynak: © Sputnik https://tr.sputniknews.com/turkiye/202012041043343227-kilicdaroglu-telefonlarimin-dinlendigini-takip-edildigimi-biliyorum/

Haberimizi Puanlayın

Yıldızı tıkla ve puanla

Ortalama Puanlama 0 / 5. Puan Sayısı 0

Puanlamadınız

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir